Tayyiban Cumhuriyetini
böyle yıkacaklar
Bir süredir Türkiye'de adı
konmamış bir rejim var.
Adı Tayyiban Cumhuriyetidir!
Bir ülkenin bırakın yürütme
ve yasamasını,
yargısı ve istihbaratı
bir kişinin kontrolünde ise,
o ülke o isimle özdeş olmuş
demektir.
Dehşet
tablosu
Olur mu öyle şey demeden hep
beraber var olan tabloya bakalım:
Bu ülkede Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül,
Başbakan'a bir kez olsun dur ve
yanlışsın diyebildi mi?
Bu ülkede TBMM Tayyip bey'e rağmen
herhangi bir irade ortaya koyabiliyor mu?
Bu ülkede yürütme Erdoğan'a
rağmen adım atabiliyor mu?
Bu ülkede bürokrasi Recep bey'e
rağmen soluk alabiliyor mu?
Bu ülkede bırakın
diğerlerini
TSK ve MİT
Başbakan'a rağmen görüş
belirtebiliyor mu?
Bu ülkede lokal yargı AKP liderine
rağmen karar alabiliyor mu?
Bu ülkede sermaye Tayyip Bey'e
rağmen görüş belirtebiliyor mu?
Bu ülkede medya çoğunluğu
Erdoğan'ı bırakın
yerden yere vurmayı, eleştirebiliyor mu?
Bütün bunlar olmuyor ya da
olamıyorsa, bu ülkede rejim fiilen değişmiş demek olmuyor
mu?
Baas
benzeri kurumlaşma!
Söyleyin bana;
dünün Saddam Hüseyin'inde bundan öte
hangi güç mevcuttu?
Bırakın Saddam'ı bugünkü
Ortadoğu despotlarında mesela
Kral Abdullah ya da Mübarek'de
yukarıda saydıklarımın ötesinde ilave bir yetki var
mı?
Yukarıda saydıklarım
genel yetkiler,
onları açarsanız var olan
gücü tahayyül dahi edemezsiniz!
Söyleyin
bana;
bugün Tayyip Bey diyelim ki herhangi
bir bakanlığa ya da AKP'li belediyeye,
o iş oraya verilecek dese, kim
o buyruğa hayır diyebilir?
Bırakın
idareleri,
özel kanunu olan bankalar malum medya
satışındaki kredi olayında herhangi bir şey
söyleyebildi mi ve verdikleri 750 milyon
doların
karşılığı olarak herkesten istedikleri türden
teminatlar talep
edebildi mi?
Buna
benzer örneklerin onlarcasını sıralamak mümkün!
Şu
halde Türkiye'de rejim resmen değil ama fiilen değişmiştir
ve yeni rejimin adı da
İnönü'nün
Tek Parti dönemi misali
Tayyiban Cumhuriyeti dir.
Ancak
İnönü ikinci dünya savaşı konjonktürü gereği hiçbir
komplekse girmeksizin ülkeyi demokrasiye taşırken,
Tayyiban
İdaresi tam tersi bir seyre girdi ve fiili Baas rejimini
kurumlaştırarak
Milli
devletin altını oymaya ve emperyal hülyalara dalarak
Yeni Osmanlı rüyalarını görmeye başladı.
Üstü neden çizildi?
İşte
tam o noktada ona dur dediler çünkü
AKP'nin önünü açanların AKP'ye
verdikleri görev bu değildi.
Batı
ve İsrail'e göre AKP ve Tayyip Bey
Türk
halkının kimliksizleştirilmesi
ve
Türkiye'nin
milli devlet özelliğini yitirmesi bağlamında
Truva
atıydı ve bu işi yıllar
yılı iyi yapmalarına karşın son dönemki
Kürt
açılımlarındaki geri adımlar misali bu işlevini kaybetmeye
başlamıştı.
Keza İslâmi romantizm duyguları depreşen AKP
kadrolarının bilinçaltındaki Hamas ve İran sevdası da
son süreçte gün yüzüne çıktı.
Dahası,
Yahudi baronlar AKP'nin Humeyni'nin hemen öncesindeki
İran
benzeri bir iklimin AKP tarafından Türkiye'de tesis edildiğini
ve bunun da kendileri için felaket
olacağını gördü.
Kritik
üç ay!
Evet
İsrail ava giderken avlanmamak için
Tayyip'in
kalemini kırdı ve son dönemde malum gelişmeler oldu!
Gelinen noktada tablo, AKP ve Erdoğan içini ümitsizdir.
Öyle
olduğundan olsa gerek,
Tayyip
bey tıpkı İttihat-Terakkinin
üç atlısı misali oraya
buraya savruluyor ve günü birlik imajlara
bürünüyor.
Her
fırsatta dinsel ve ırksal milliyetçiliğe hayır diyen
Erdoğan,
son günlerde ne hikmetse Pan-Arabizme
yaslanıyor ve akıl almaz şeyler söylüyor.
Gelelim bundan sonraki muhtemel seyre?
AKP kesin gidiyor, bunun net olarak
bilinmesi gerekiyor...
Tartışılan husus,
nasıl gideceği ve yerine neyin ikame edileceğidir!
Türkiye gibi imajlarla yönlendirilip
yönetilen ülkelerde Küresel Devletin Tayyip Erdoğan gibileri diriltmesi ya
da bitirmesi çocuk oyuncağı gibi bir şeydir.
Buradan
hareketle de buraya not düşüyorum,
bu yılın sonunda Tayyip
Erdoğan ya olmayacak
ya da yok olmaya dolu dizgin bir
imajda olacaktır.
Öcalan
ve Telekom kaseti!
Bugünlerde Anayasa Mahkemesinin seyrini
iyi izlemek gerekiyor.
Bu davanın seyri sonrasında
kapatma davası gündemdedir.
Keza, Ergenekon bağlamında
çok sürpriz gelişmeler olabilir ve bazı
ilişkiler ortaya dökülebilir.
En önemlisi,
AKP ile Öcalan arasında kurulan
ilişki yani AKP adına Öcalan'la
İmralı'da görüşen
bakanın ses bandı internet portallarına düşebilir.
Keza Telekom gibi bazı devasa
özelleştirmelere ait dinlemeler de sızabilir.
Bitmedi,
bazı gönül maceraları
yayınlanabilir.
Fethullah Gülen'le AKP'nin arası
daha da açılabilir ki,
Erdoğan'ın küresel baronlar
tarafından kaleminin kırıldığının en önemli
delillerinden biri,
Gülen'in imajında gedikler açma
pahasına AKP ile arasına mesafe koyma gereğini
duymasıdır.
Görüldüğü gibi Tayyiban rejimi son
günlerini yaşıyor ki Tayyip Bey de bunu gördüğü için radikal
çıkışlar yaparak karşı tarafa,Türk halkını
politize edip karşınıza dikerim tehdidinde bulunuyor ve
uzlaşma-anlaşma zeminini arıyor.
Ama
nafile, macun tüpden çıktı, yolcudur Recep.
************************************
SABAHATTİN
ÖNKİBAR